Guatr ve Tiroid Kanseri
- Home
- Guatr ve Tiroid Kanseri
Guatr ve Tiroid Kanseri
Tiroid bezi, boynun ön tarafında, ortada, gırtlağın hemen önünde yer alan bir iç salgı bezidir (endokrin gland). Ağırlığı 18-20 gr kadardır. 5-6 kesme şekeri kadar bir büyüklüğü vardır. Tiroid bezinin şekli kabaca bir kelebeğe benzemektedir. Kelebeğin sağ kanadı gibi olan kısmına sağ lob, sol kanada uyan kısmına sol lob denilmektedir. Bu lobları bağlayan isthmus dediğimiz köprü benzeri bir bölümü vardır. Kıvamı çok yumuşaktır; sağlıklı tiroid bezi, muayenede kolay fark edilemeyebilir.
Tiroid bezi tiroid hormonu salgılamaktadır. Tiroid hormonu vücudumuzda; büyüme, gelişme, enerji oluşumu ve enerji kullanımı, vücut ısısının sağlanması ve devamlılığı, her türlü metabolizma faaliyeti, diğer hormonlarımızın üst düzeyde etkileri ve enzimlerin normal işlevlerinde çok önemli roller üstlenmektedir.

Tiroid bezinde üretilen hormonlar genel olarak vücudun enerji durumunu kontrol ederler ve dolaşım, sindirim ve sinir sistemi başta olmak üzere bütün sistemlerin çalışmaları üzerinde önemli rol oynarlar. Çeşitli hastalıklarda bu hormonlarının fazla üretilip salgılanması (hipertiroidi) ya da olması gerekenden az üretilmesi ve salgılanması (hipotiroidi) söz konusu olabilir. Salgının fazla olması durumunda çarpıntı olarak adlandırılan kalbin hızlı atması, aşırı iştah ve yemek yemeye rağmen kilo kaybı, sinirlilik, ellerde titreme, terleme, saç dökülmesi gibi şikâyetler oluşurken, salgının yetersiz olması halinde hareketlerde ağırlık, halsizlik, vücutta su tutulması ve kilo artışı, ciltte kuruma, ses kısıklığı, barsak hareketlerinde azalma, adet düzensizliği gibi şikayetler ortaya çıkar.
Tiroid bezinin hastalıkları oldukça yaygın görülmektedir.
GUATR NEDİR?
Tiroid bezinin anormal büyümesine guatr denir. Tiroid bezinde ortaya çıkabilen yuvarlak ya da elips şeklindeki oluşumlara nodüldenir. Nodül olmaksızın tiroid büyümesi basit (difüz) guatr, nodüllü tiroid büyümesi nodüler guatr olarak adlandırılır. Tiroid bezinin birden fazla nodül içermesi durumu da multinodüler guatr olarak bilinir.
Guatr oluşumunda iyot elementinin gıda ile yetersiz alınması, genetik yatkınlık, çevresel ve kişisel özellikler gibi değişik faktörler etkili olmaktadır. Özellikle iyot eksikliği, ülkemizde guatr oluşumunda yakın geçmişte en önemli etken olarak izlenmektedir.
Tiroid Nodülleri
Nodüller, tiroid bezi içinde normal tiroid dokusundan farklı yapıdaki hücre gruplarıdır. Toplumda çok sık karşılaşılan bir durum olan tiroid nodülleri ultrasonografinin yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile daha fazla tespit edilir olmuştur. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülürler. Nodüller, temel olarak üç potansiyel sorun nedeni ile değerlendirilirler. .Birincisi nodülün kanser olup olmadığıdır. İkincisi, nodül veya nodüllerin otonom bir şekilde çalışarak aşırı hormon üretimi ile hipertroidi denilen hastalığa yol açıp açmadığıdır. Üçüncüsü ise, iri nodüllerde rastlanabilen, nefes borusu, yemek borusu, ve çevredeki büyük damarlara baskı yapıp yapmadığıdır.
Elle yapılan muayeneden sonra en önemli tetkik tiroid ultasonografisidir. Bunda da kullanılan cihazın görüntüleme yeteneği yanında o incelemeyi yapan hekimin bilgi ve deneyimi de önemlidir.
Tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu bası yapmazlar ve fazla hormon üretmezler. Tiroid hormonları normal olduğu sürece, hastalardaki kilo değişimi, sinirlilik, çabuk yorulma, çarpıntı gibi şikayetlerin, nodül varlığı ile ilişkileri yoktur.
Ultrasonografinin yaygın kullanılmadığı zamanlarda elle muayene ile hastaların %5-10’unda nodül olduğu bildirilirdi. Tiroid ultrason kullanımının yaygınlaşması ile 40-50 yaş civarındaki erişkin insanların hemen hemen %50’sinde tiroid nodülü veya nodüllerinin bulunabileceği gösterilmiştir.
Genel olarak, nodüllerin yaklaşık %95’i iyi huylu olmasına karşın %5 civarında nodül içinde kanser bulunabilmektedir. Nodüller fonksiyonel yönden tiroid hormonu salgılayan (sıcak) ve hormon salgılamayan (soğuk ya da ılık) nodül olarak isimlendirilirler. Nodüllerin sıcak ya da soğuk oldukları sintigrafi adı verilen tetkik yöntemi ile anlaşılmakta, sayı, boyut ve yapıları ise USG ile değerlendirilmektedir.
Soğuk nodüllerde, kötü huylu hastalık bulunma ihtimali diğer nodül tiplerine göre daha fazladır.
Tiroid nodüllerinin kötü huylu olup olmadığını anlamakta tercih edilen en önemli yöntem nodüllerden ince iğne ile alınan biyopsilerdir (Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi). Ultrason eşliğinde yapılan iğne biyopsilerinin tanı koymadaki hassasiyeti %95-98 civarındadır. Yani bu yöntemle kanser çok büyük oranda yakalanabilmektedir. Genellikle, 1-1.5 cm boyutuna ulaşmış ve/veya ultrasonda şüpheli özellikler gösteren nodüllere biyopsi yapılmalıdır.
Tiroid ince iğne aspirasyonu biyopsisi, el ile saptanabilen nodüllere doğrudan yapılabildiği gibi, el ile saptanamayan nodüllere veya tercihen planlanan tüm nodüllere ultrasonografi eşliğinde yapılabilir. Ultrason eşliğinde uygulama sayesinde, varsa, özellikle şüpheli alanlardan aspirasyon yapılabilmekte ve işlemin doğru sonuç verme oranı yükselmektedir. Biyopsinin komplikasyon riski son derece düşüktür. Poliklinik koşullarında kısa sürede yapılabilmekte, hasta daha sonra günlük aktivitelerine devam edebilmektedir. Aspirasyonda gelen materyal lamlara yayılır ve inceleme için laboratuara gönderilir. Deneyimli bir sitolog, lamları boyayarak mikroskop altında inceler ve kanser hücresi bulunup bulunmadığına karar verir.
TEDAVİ ve İZLEM
Biyopsi sonuçları çoğu zaman iyi huylu çıkar. Bu durumda, nodüllerin boyutları ve görünümleri, belli aralıklarla ultrason ile takip edilir; bu süre genellikle 3 ay ile 1 yıl arasında değişir. Önemli bir değişiklik olmazsa, takip aralığı zamanla açılır. Takipte, nodül boyutlarında önemli değişiklik, ya da şüphe uyandıran görünümler ortaya çıkarsa tekrar biyopsi yapılmalıdır.
Biyopsi sonucu kötü huylu, ya da kötü huylu olma açısından şüpheli çıkarsa, ilk geçerli tedavi yöntemi ameliyattır. Bu durumda, çoğu zaman tiroid bezinin tamamının alınması gerekecektir. Bu da, ömür boyu ilaç kullanmayı gerektirir. Bu süreç, hastalığın olası tekrarlama riski açısından düzenli takip gerektirir.
Tiroid biyopsileri, seyrek olarak sonuç vermeyebilir (tanısal olmayan, belirsiz,…gibi). Bu gibi durumlarda, hastanın ve nodülün özelliklerine göre, biyopsi bir süre sonra tekrarlanabileceği gibi, takip, sintigrafi, bazen de ameliyat uygun yaklaşım olmaktadır.
Tiroid kanserleri genel olarak çok saldırgan ve ölümcül kanserler olmayıp tiroid kanserine bağlı ölüm oranları son derece düşüktür. Yine de tiroid nodülü nedeni ile ameliyat planlanan hastalarda nodülde kanser bulunup bulunmadığı ameliyattan önce mutlaka iğne biyopsisi ile araştırılmalıdır. Kanserli hastalarda tedavinin başarısı için tiroid bezinin geride hiç tiroid dokusu bırakmadan tam olarak çıkartılması gerekmektedir. Kanser saptanmayan hastalarda bırakılan tiroid dokusunun fonksiyon görmesi sayesinde hastaların hayat boyu hormon kullanmaktan kurtulması sağlanabilse de hastalığın tekrarlama ihtimali ve kalan dokularda kanser gelişme riski gibi nedenler göz önüne alınarak bu hastalarda ameliyat kararı verildiğinde tiroidin tam olarak çıkartılması tercih edilebilmektedir.
Mekanik bası yapan oldukça iri nodüllü hastalarda tedavi, cerrahidir. Hastanın nodüllerin boyunda yaratabildiği görüntü nedeni ile onlardan kurtulmak istemesi, diğer bir cerrahi gerekçesi olabilir. Tiroid cerrahisi ülkemizde oldukça başarılıdır; deneyim önemlidir. Yine de, her cerrahinin belli bir anestezi riski vardır.
Hastanın nodülü veya nodüllerinin otonom, yani aşırı çalışıp çalışmadıklarını anlamak için tiroid hormonlarına (TSH, sT4, sT3) bakmak gerekir. Kan testleri aşırı çalışma ile uyumlu ise, tiroid sintigrafisi ile nodüllerin sıcak nodül olup olmadıkları değerlendirilmelidir. Genel olarak, bu durum dışında nodül izleminde sintigrafinin yeri yoktur. Sıcak nodüllerde kanser olma olasılığı son derece düşük olması nedeni ile iğne biyopsisine gerek yoktur.
Nodüllerin büyümesine engel olmak için bazılarınca verilen tiroid hormonu tedavisi genellikle yararlı olmamakta; yaşlılarda, postmenopozal kadınlarda çok hafif doz fazlalığı bile osteoporoza ve kalpte ritim bozukluklarına yol açabilmektedir.
Nodüler tiroid hastalıkları toplumda çok yaygın görülürler. Çoğu zaman herhangi bir tedavi gerektirmeden sadece takip yeterli olmaktadır. Ameliyat, çok nadiren gerekir.
The thyroid gland is located in the central neck over the windpipe below larynx. It is part of
endocrine system and secretes hormones that regulate body metabolism. Thyroidectomy is the
surgery to remove all or some part of the thyroid gland.
Why thyroidectomy should be done? In case of tumors of the thyroid gland such as papillary
carcinoma or follicular carcinoma, enlarged thyroid gland also known as goiter or if the thyroid is
secreting too much hormone causing hyperthyroidism.
Before the surgery, blood hormone levels are measured and radiological test such as CT scan, MRI
scan or ultrasonography is done. Needle biopsy usually needs to be made the make diagnosis.
The operation is done under general anesthesia. The operation usually takes between 2-4 hours. An
incision is made in the neck over the thyroid gland. The most important part of the surgery is to
preserve the nerves that are going to the vocal folds. Depending of the disease part of the thyroid
gland or all of the thyroid gland is carefully removed. A surgical drain will be placed at the end of the
surgery and removed in a couple of days.

Burun Estetiği Nasıl Yapılır?
Burun estetik operasyonları çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Sadece burun ucunda küçük işlemler yaptığımız zamanlarda ise lokal anestezi, operasyon için yeterli olur.
Bizimle iletişime geçen hastalarımızın birçoğu estetik işlemlerine nasıl yaptığımızı merak ediyor. Belirtmek gerekir ki yapılacak işleme bağlı olarak değişmekle birlikte vurun estetiği ameliyatları çoğu zaman genel anestezi altında gerçekleştirilir.
Burun Estetiği Öncesi Yapılması Gerekenler
Ameliyattan iki hafta öncesinde ilaçlardan kaçınmak gereklidir. Bu ilaç türleri kanamayı artırabilir. Sadece burun cerrahı tarafından onaylanan veya reçete edilen ilaçlar kullanılmalıdır.
Ayrıca bitkisel ilaçlardan, doğal ilaçlardan ve takviye ürünlerinden de kaçınılmalıdır. Sigara içmeyi bırakmak ya da ara vermek gereklidir. Sigara içmek ameliyat sonrası iyileşme sürecini yavaşlatır ve enfeksiyon kapma olasılığını arttırır.
Burun Estetiği Ameliyatı Sırasında Olanlar
Rinoplastinin sıralı bir dizi aşaması yoktur. Her operasyon, ameliyat olan kişinin kendine has anatomisi ve hedefleri için kişiselleştirilir. Ameliyatın ne kadar karmaşık olduğuna göre ameliyat sedasyonlu lokal anestezi veya genel anestezi veya gerektirebilir. Bu karar operasyon öncesinde verilecektir.
Sedasyonlu lokal anestezi genellikle ayakta tedavi sürecinde kullanılır. Etkisi vücudun belirli bir bölgesi ile sınırlıdır. Sağlık ekibi burun dokularına ağrı kesici bir ilaç enjekte eder ve intravenöz (IV) bir hattan damara enjekte edilen ilaçlarla yatıştırır. Bu kişiyi uyutmaz ama uykulu bir hale sokar.
Genel anestezi sırasında ise ilaç, yani anestezik, solunum yoluyla veya göğüsteki bir damara yerleştirilen IV hattı yoluyla alınır. Genel anestezi tüm vücudu etkiler ve ameliyat sırasında bireyin bilinçsiz kalmasını sağlar. Genel anestezi için ayrıca bir solunum tüpü de gerekir.
Rinoplasti sırasında cerrahi müdahale burnun içinde veya burnun hemen altındaki burun delikleri arasında açılan küçük bir dış kesikten. Burun cerrahı tarafından cilt altındaki kemik ve kıkırdak hedeflenen sonuçlara göre yeniden ayarlanacaktır.
Burun kemikleri veya kıkırdağının formu burun dokusundan ne kadar çıkarılması veya nasıl eklentiler yapılması gerektiğiyle, burun yapısı ve mevcut materyale bağlı olarak cerrah tarafından çeşitli şekillerde değiştirebilir.
Eğer burnun iki deliği arasındaki duvar, yani septum eğrilmiş ya da bükülmüş ise, solunumun düzeltilmesi için burası cerrah tarafından düzeltilebilir. Ancak bu operasyon rinoplastiden farklıdır ve septoplasti adı verilir.
Küçük değişiklikler için cerrah burnun daha derin noktalarından veya kulaktan alınan kıkırdağı kullanabilir. Daha büyük değişiklikler implantlar, kaburga veya vücudunuzun diğer bölgelerindeki kıkırdağı kullanabilir. Bu değişikliklerin tamamlanmasıyla cerrah burun derisini ve dokusunu geri yerleştirerek açılan kesiklere dikiş atar.
Ameliyattan sonrasında bireyin tekrar kendine gelmesi sağlık personeli tarafından izlenir. Normal şartlar altında aynı gün çıkmak mümkündür ancak başka sağlık komplikasyonları varsa bir gece hastanede kalmak mümkündür.
Burun Estetiği Sonrası Yapılması Gerekenler
Genellikle iç pansumanlar ameliyattan bir ila yedi gün sonrasına kadar yerinde kalır. Cerrah ayrıca koruma ve destek için buruna bir atel bantlayabilir.
Bu da genellikle yaklaşık bir hafta yerinde kalır. Rinoplasti sonrasında kanamayı ve şişmeyi azaltmak için başın göğüsten daha yüksek olduğu bir pozisyonda yatakta dinlenmek gerekir. Burun şişlik nedeniyle veya ameliyat sırasında yerleştirilen atellerden dolayı tıkanabilir.
Ameliyattan birkaç gün sonrasına veya pansumanı çıkardıktan sonrasına kadar hafif bir kanamanın yanı sıra mukus ile birikmiş kanın akmaya devam etmesi yaygındır. Bu drenajı emmek için burun altına emici görev görmesi için küçük bir gazlı bez parçası bantla tutturulabilir. Bu pedin sıkı olmaması gereklidir.
Kanama ve şişme olasılığını asgari seviyeye indirmek için cerrah ameliyattan birkaç hafta sonrasına kadar çeşitli önlemler alınmasını isteyecektir.
Bunlar arasında aerobik ve koşu gibi yorucu faaliyetlerden kaçınmak, burunda bandaj varken yukarıdan suyun aktığı duş yerine banyo yapmak, burun sümkürmek, zorlanırken ameliyat yerine baskı uygulaması riskinden dolayı kabızlıktan korunmak için meyve ve sebze gibi lifli besinlere yönelmek, gülümsemek veya gülmek gibi aşırı yüz ifadelerinden kaçınmak, üst dudağı az hareket ettirmek için dişleri yumuşak fırçalamak ve gömlek gibi önden açılan kıyafetleri giymek olacaktır.
Bunlara ek olarak ameliyattan sonra en az dört hafta boyunca gözlük veya güneş gözlüğü buruna dayanmamalıdır. Burun iyileşene kadar gözlükleri alına bantlamak mümkündür. Dışarıda, özellikle burun üzerinde 30 faktörlü güneş koruyucu kullanılmalıdır. Bu dönemde çok fazla güneş, burun cildinde kalıcı renk bozulmasına neden olabilir.
Rinoplastinin ardından iki ila üç hafta boyunca göz kapaklarında geçici bir şişme veya siyah-mavi renk değişikliği oluşabilir. Burun şişmesinin inmesi daha da uzun sürebilir.
Beslenme sırasında sodyumdan uzak durmak şişliğin daha hızlı inmesine yardımcı olacaktır. Ameliyattan sonra buruna buz veya buz torbası gibi nesneler konulmamalıdır. Ameliyat sonrası için işyerinden, okuldan ya da benzeri yükümlülüklerden bir hafta izin almak en doğrusu olacaktır.
Burun Estetiği Sonuçları
Rinoplasti basit değil zorlu bir ameliyattır. Bunun birçok nedeni vardır. Öncelikle burun yüzün ortasında bulunan üç boyutlu ve karmaşık bir şekildir.
Rinoplasti sırasında yapılan değişiklikler çok küçük olsa da bu değişiklikler burnun görünümü ve işleyişinde büyük bir fark yaratabilir. Bu değişiklikler küçük olduğu için hata payı da yüksektir. Ameliyat sonrasında unutulmamalıdır ki, vücudun kalanında olduğu gibi burun da hayat boyunca değişir. Nihai istenen sonuca ne zaman ulaşılacağını söylemek zordur.
Ancak genellikle bir sene içerisinde şişliğin büyük bir kısmı kaybolacaktır. Bu sebeple ikinci bir operasyonun gerekli olduğu durumlarda bile en az bir sene beklemek tavsiye edilir.